17 Mart 2026
Bakan Tekin’in ‘süreç’ mesaisi: ‘Sahip çıkmak bu ülkenin aydınlarının ve akademisyenlerinin görevidir’ bakan tekinin surec mesaisi sahip cikmak bu ulkenin aydinlarinin ve akademisyenlerinin gorevidir rG94rvtB.jpg

Bakan Tekin’in ‘süreç’ mesaisi: ‘Sahip çıkmak bu ülkenin aydınlarının ve akademisyenlerinin görevidir’

Kars Kafkas Üniversitesi Ahmet Arslan Kongre Merkezi’nde gerçekleşen Eğitim Kurumları Toplu Açılış Töreni’ne iştirak etti.

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Kars Kafkas Üniversitesi’nde yapılan akademik yıl açılış töreninde yaptığı konuşmada, “Lütfen bilimsel çalışmalarınızı bu ülkenin toplumsal yararına odaklayın. Bu, Terörsüz Türkiye sürecine destek sağlamanın herkesin önceliği olmalıdır, ama en çok da ülkenin aydınlarının, entelektüellerinin ve akademisyenlerinin sorumluluğundadır.” dedi.

Tekin, konuşmasında şunları dile getirdi:

“Benim inancım şudur: 12 Mart darbesi, 12 Eylül darbesi ve 28 Şubat sürecinin alt yapısını hazırlayanlar, Türkiye’yi o dönemlere sürüklediler. Belki bu farklı bir konu, ama 1990’lı yıllara bir bakmak gerekiyor. Türkiye o dönem nasıl bir süreçten geçti. Ve 3 Kasım 2002’ye gelindiğinde Türkiye neredeydi? Neyle mücadele ediyorduk? Size bu konuda birkaç anekdot paylaşacağım, unutulan şeyler bunlar.

Türkiye’de terör ve güvenlikle ilgili yaşanan olayları anlatmak adına 3 yıl içinde yaşadığımız bazı olayları anlatmak istiyorum; Örneğin, 1990 yılında Türkiye’de öğrenci olduğum zaman her biri toplumsal kargaşaya sebep olan birkaç olayı hatırlatayım. Bir Turan Dursun cinayeti. Günlerce bu konuşuldu. Hemen ardından Muammer Aksoy’un cinayeti. Sonra Çetin Emeç, Bahri Üçok ve Hiram Abbas cinayetleri. Hepsi 1990 yılında yaşandı. Neredeyse her gün güvenlikle ilgili kaotik bir ortamda uyandık. Neredeyse her gün insanlar ‘acaba güvende miyiz’ diye endişelendi. Üniversitelerde karışıklık, sokaklarda karışıklık, böyle bir ortamla karşı karşıya kaldık.

Kabaca 1989 ile 2002 yılları arasında, bahsettiğim kargaşalı ortamın yaşandığı dönemde kaç hükümet kuruldu biliyor musunuz? 11 hükümet oluşturuldu. 89-2002 arasında 13 yılda 11 hükümet. Her hükümet değişikliği biz sıradan vatandaşlar için kaos anlamına geliyordu. Ne olacak? Maaşlarımızdan ne kadar gidecek? Ekonomide devalüasyon mu yaşanacak? Faiz oranları ne olacak? Bunları tartışıyorduk. Her hükümet düştüğünde Cumhurbaşkanımız, Başbakan, Anayasa kitapçığını fırlattı, toplantıda büyük bir kargaşa oldu. Ekonomik anlamda herkes aniden neredeyse yarı yarıya fakirleşti. Böyle bir tabloyla karşı karşıya kaldık.”

“BU DURUMU BİRLİKTE ÇÖZMEMİZ LAZIM”

“Benim akademisyen olarak en üzüldüğüm noktalardan biri, uzak bir ülkede katıldığım bir akademik toplantıydı. 99-2000 yılları. İki kişi Türk Lirasını eline alıp, sıfırları sayarak gülüyorlardı. Türk Lirası dünya üzerinde en değersiz para birimlerinden biri haline gelmişti. Gece repo faizleri %7.500’lere ulaşmıştı. Bankalar iflas etti, binlerce vatandaşımız dolandırıldı. Bu gibi durumlar, terörü bahane göstererek demokrasimizin güçlenmesine karşı çıkan insanların siyasi iktidarlar üzerinde oluşturduğu zeminlerdi.”

“Bu durumun Türkiye’de demokrasiyi, insan haklarını, hukuk devletini ve adaleti güçlendirecek adımların atılmasına izin vermeyeceğine inanıyorum. Bu sorunlarla başa çıkmamız gerekiyor. İktidar olmak için kurulan vesayetçi yapıların hükümet üzerindeki baskılarına karşı çıkmamız gerekiyor. Hep birlikte kendi irademizi korumalı, milli iradeyi güçlendirmeliyiz. Bu, siyasi parti propagandası olmamalı, herhangi bir siyasi grubun değil, millet olarak hepimizin ortak bir duruşu olmalıdır. İşte bu şekilde bir Türkiye’de 3 Kasım 2002’de seçimler yapıldı ve Adalet ve Kalkınma Partisi tek başına iktidara geldi.”

Bahsettiğimiz problemlerin neredeyse tamamen ortadan kaldırıldı. Eksikliklerle ilgili adımlarımızı atmaya devam ediyoruz. Bugün ele aldığımız Terörsüz Türkiye süreci de bunlardan biri. Adalet ve Kalkınma Partisi 2001’deki parti programında 3 Kasım 2002 seçimlerine katılırken, Türkiye’de demokrasiyi, insan haklarını ve hukuku üstün kılacak bir söylemle yola çıktı. Seçim beyannamesinde şu ifadeler özellikle vurgulanmıştı.”

“BU ÜLKEDE HER VATANDAŞ EŞİT HAKLARA SAHİP OLACAKTIR, ÖTEKİLEŞTİRİLMEYECEK”

“Dediğimiz gibi bu ülkede hiçbir vatandaş diğerinden üstün olmayacak. Hiçbir vatandaş temel hakları kullanırken dışlanmayacak, ikinci sınıf muamelesi görmeyecek. Vatandaşlarımızın haklarını kullanırken önlerine konulan kısıtlamaları kaldıracağız. 3 Kasım 2002 seçimlerinden sonra hükümet kuruldu. İlk adımlardan biri, bu iklimi sağlamak için atılması gereken radikal kararlardan biri olan olağanüstü hal uygulamasını kaldırmak oldu.

Lütfen bilimsel çalışmalarınızı bu ülkenin toplumsal faydasına odaklayın. Bu, Terörsüz Türkiye sürecine destek çıkmak hepimizin görevidir, ama en çok da bu ülkenin aydınlarının, entelektüellerinin ve akademisyenlerinin görevidir. Eğer Kars Kafkas Üniversitesi diğer üniversiteler arasında bir öncü olmak istiyorsa, buna odaklanması gereken bu süreye destek olmalı. Bizler, siyasi düşüncemiz ne olursa olsun hükümete değil, devlete ve millete yardımcı olmakla sorumluyuz. Bu bir tercih değil, yapmamız gereken bir zorunluluktur. Bundan kaçamayız.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir